İtalyan zımba makinesi!
Bir motosiklet düşünün en ufak eşyanızı bağlamak mümkün değil. Bir motosiklet düşünün eski nesil bir otomobil kadar yakıt tüketsin. Bir motosiklet düşünün depo hacmi 120km den fazla menzile sahip olmasın. Bir motosiklet düşünün selesi spesyal enduro gibi ince ve bi o kadar yüksek, sert. Bir motosiklet düşünün camı yok ama dimdik oturuş pozisyonuna karşın saatte 250km yüksek süratlere çıksın. Bir motosiklet düşünün yağmurda ön ve arka çamurluğu hiç bir işe yaramasın, yerdeki tüm su suratınıza gelsin. İşte bu motor Aprilia Dorsoduro! Esas soru şu bu kadar negatif görünen özelliğe sahip olan bir motosiklete neden sahip olmak isteyelim?

 

Ben nasıl tanıştım

Cevap belli: Fantezi arayışları serisi versiyon bilmem kaç. Eğitimlerini alan ve sürüşünü geliştiren eşim Suna, artık Versys 650’sini beğenmeyip gözünü benim 1190’a dikmişti. Ve sürüşüyle de bunu kanıtlamaya başlamıştı. Bunu fırsat bilen ben “evde benzer işi yapan iki motor olmasın” bahanesiyle fantezi arayışlarıma başladım. Sportif sürüş meraklısı olarak, aslında adventure ya da enduro touring motorları, sürüş dinamikleri bakımından çok sevmem. En sportif olduğuna inandığım KTM’leri de bu nedenle tercih ederim ama onlar da bi yere kadar.

  1. Dar viraj sevmeli
  2. Vites oranları buna uygun olmalı
  3. Şasi ve süspansiyon dinamikleri iyi ve ayarlanabilir olmalı
  4. Ufak ve hafif olmalı
  5. Alt devirleri güçlü olmalı ama orta ve üstten ödün vermemeli
  6. Handling’i kolay, body position için elverişli olmalı
  7. Özel olmalı

Bu kriterleri masaya yatırdığınızda seçim şansınız oldukça azalıyor. Ducati Hypermotorrad 1100, KTM 990SM ve Aprilia Dorsoduro 1200. Duc hava soğutmalı low end düşük traction control yok, 990SM low end yok traction yok ve piyasa da motor da yok. Uzun araştırmalar ve sabır sonrası atc ve abs’siz bir Dorsoduro alternatifi buldum. Gittim, denedim, bayıldım! Seceresini araştırırken eski dernek üyelerimizden birinde bu motordan olduğunu duymuştum. Bülent Abi’yi son bir feedback almak için aradım ve bilin bakalım ne oldu? İstediğim motorun onda olduğunu öğrendim ve satmak istemediği motorunu ondan aldım. Telefon görüşmemiz bittikten birkaç saat sonra Ankara otobüsündeydim. Tam istediğim motordu ve üzerinde yapmak istediğim birkaç değişiklik dışında her şeye sahipti. Gittim ve aldım.

Hooligan bike

Olay aslında 90’lı yıllarda motocross motorlarına ufak jant ve lastik takmayla başlıyor. Amerikalı bir tv kanalının ilgi çekmek için uydurduğu yarışlar, supermoto kavramının temellerini atan şey. Asfalt ve toprakta gidebilen bu motorların şaşırtıcı bir şekilde çok iyi ve hızlı dav viraj ustaları olduğunun keşfi ile devam ediyor. Enduro ve mx motor sahipleri jant, lastik, dişli, disc gibi değişikliklerle supermotolar yapmaya başlıyorlar. Bunu gören üreticiler ara sıra bağzı motorlarının SM modellerini üretmeye başlıyor. Örn: Yamaha XT660X, Suzuki Drz400SM, KTM DUKE gibi. Lakin avrupalı kullanıcılara bu motorlar yeterli gelmemiş olmalı ki önce 2005 yılında KTM 950SM, sonra 2007 yılında İtalyan üretici Ducati (mts 1000 den devşirme) Hypermotard 1100’ü üretiyor. Tamamen İtalyan holiganları Dolomiti virajlarında gazlasın diye çıkan bu motorlar tabiki az satıyor. 2011 yılında Aprilia’nın cevabı sıfırdan tasarlanmış motor bloğu ve şasi ile Dorsoduro olarak geliyor.

Tasarım

Spesyal Enduro motor çizgilerinin muhteşem İtalyan yorumu. Yüksek ön çamurluk, dik duran ama keskin hatlara sahip far, incecik kademesiz selesi, kuyruğun bir bölümünü oluşturan egzozları ve tam ortasından çıkan stop lambası. Hiçbir motora benzemeyen bu motoru ben seyretmeye doyamıyorum. Diğer yandan enduro motordan alımış gidonu ve pegleri, standart elcik korumaları, ayarlı fren ve pedalları, harika sıkılan deposu. Ayrıca bu motorda herhangi bir aparat gerekmeksizin vitesleri race-shifte çevirmek mümkün.

Şasi ve süspansiyon

Trellis başlayan ve bloğu saran ana şasi ortada döküm şasiye dönüşüyor, kuyruk şasisi alüminyum trellis olarak devam ediyor. Hafif bir şasi olmadığını belirtmek isterim ama rijitlik ve esneklik konusunda çok iyi bir dengesi olduğunu söyleyebilirim. Arka tarafa baktığımızda kısa sayılmayacak döküm salıncağı görüyoruz. Bu salıncak görüntüde hafif hissi vermese de sürüşte sorunsuz. Arka amortisör tek taraftan yatık olarak direkt bağlı. Amortisörler Alman Sachs markasına yaptırılmış. Önde 43mm Upside down olarak kullanılmış bu canavarlar 160mm travela sahip. Preload, rebound, damping ne isterseniz var ve hassas ayara iyi cevap veriyorlar. Arkada 155mm travela sahip monoshock direkt bağlı. Gene üzerinde her bi ayar var ve konumu sebebiyle bu ayarları kurcalamak oldukça rahat. Şasi ve süspansiyon ile ilgili yorumum şu: şayet uğraşır iyi ayar tutturursanız bu agresif alet ürettiği gücü gayet iyi ve güvenli bir şekilde yere aktarıyor. Ve inanın herşeyi hissediyorsunuz, asla sürpriz yok! “Kaydım” demiyor, “abi kaymak üzereyim haberin olsun” diyor.

 

Motor ve şanzıman

Punchy! 90 derece V2 silindir yapısı ile 1197cc lik bu canavar krankta 130HP güç ve 115NM tork üretmekte. Bu değerler standart haline ait. Eğer Aprilia’nın Arrow’a ürettirdiği egsozları alır, DNA Stage2 ve Aprilia Racing Map yükletirseniz işler değişiyor. Arka tekerlekte 125.85HP görmeniz mümkün oluyor. Tabi bunlar kağıt üzeri değerler. Asıl olan his! R1200GS gibi alt devir torku olan bu alet gayet hafif hissettiren krankı sayesinde (devir saatine bakmazsanız anlama şansınız yok) oldukça devir sever bir yapıya sahip. Ama genel hatlarıyla alt ve orta devirleri çılgın, üst devirleri ise iyi şeklinde değerlendirilebilir. Her deviri seviyor kerata, hiç birinde anırma titreme yok. Ses ise dinlediğim en iyi seslerden biri. Motordan gelen rahatsız edici mekanik bir ses yok.

Şanzımana baktığımızda 6 ileri uzun oranlı, kısa geçiş aralıklarına sahip. Yüksek torka sahip bu motorda birkaç vites ile tüm gün gezebilirsiniz. 1. viteste 100km/s, 2. viteste 135km/s, 3. viteste 171km/s, 4. viteste 203km/s, 5. viteste 229km/s, 6. viteste 248km/s (stock değeler). Kesinlikle miss shift yok. Boş vitesi bulmak için iyi alışmak gerekiyor. Brembo master clynder ve Grimece slave clynder ile çalışan debriyaj sert ama kararlı. Ben tabi ki Oberon modifikasyonumu yaptım.

Frenler

Axial bağlı Brembo master clynder ile ürettiğiniz basınç çelik fren hortumlarından geçerek 320mm çapındaki iki diski radyal bağlı Brembo gold serisi caliperlerle ısırıyor. Fena ısırıyor! Ön discler Grimeca. Arkada ise pek etkili sayılmayacak 240mm çapındaki diski tek pistonlu Brembo kaliper ısırmakta. Frenler çok güçlü ama ön fren çok progressive değil. Master clynder radial olmalıydı! ABS kesinlikle kaliteli, zamanında gerektiği kadar devreye giriyor (valf on-off cycle’ı hızlı) ve tamamen kapatılabiliyor.

Gösterge ve elektronikler

Gayet zengin ve okunaklı göstergelerde analog devir göstergesi, ayarlanabilir shift light, vites göstergesi, lap timer, anlık tüketim vs.. Elektronik tarafa baktığımızda Marelli marka ride by wire harika çalışıyor. Touring, sport ve rain olmak üzere üç sürüş modu var ve aralarında dağlar var. Rain modunda hem throttle reponse değişiyor hem tork-beygir çizgisi. Sport modda aletin sesi değişiyor (zapt edilmesi güçleşiyor). ATC (Aprilia Traction Control) 3 farklı moda sahip ve calibre edilebilir. Bu kısım da harika! kadrana bakmazsanız devreye girdiğini anlayamayabilirsiniz. İşini sizin sürüşünüze minimum müdehale hissi ile yapıyor. Tabi bu motorun elektronik grubu SBK’da geliştirilmiş olan RSV’den olduğu gibi miras. Kadranın parlaklığını bile ayarlayabilirsiniz ama benzin kadranı yok!

Genel işçilik ve komponent kalitesi

Tabiki muazzam. Ucuz duran en ufak bir plastik parça olmadığı gibi sele altında suyun temas etmeyeceği noktalarda bile paslanmaz vidalar kullanılmış. Hemen hemen her parça kaliteli avrupalı üreticilerden alınmış yada yaptırılmış. Çok kaliteli, hatta gereksiz kaliteli.

Konfor ve ergonomi

Bence ergonomisi muazzam. Keşke dediğim hiç bir noktası yok. Tamamen bu iş için tasarlanmış. Asla binip uzun bir seyahate çıkamazsınız 🙂 Zaten yakıt sebebiyle 100-120km arası mola vereceksiniz sorun yok..

Sürüş Hissi

Birçok motor sahibi oldum, bir o kadar da denedim. 190hp hyper sportun dan, 110kg 60hp MX lere kadar. Ben hiç birinde bu kadar eğlenmedim. Eğlence için yaratılmış, mantık için değil. Onu kullanırken aklı başında gitme şansınız yok. Kontrol onda sizde değil!

Eksiler

  • Tüketim, tüketim ve tüketim
  • Progressive olmayan ön fren
  • Bulmak için ustalık gereken boş vites
  • Süper yavaş çalışan menü (sanırım hesap makinesi işlemcisi var)
  • Yağmurda sürüşün asla düşünülmemiş olması

1.11 K