Gene az bulunan, özel hissettiren, unutamadığım motorlardan. Bu motora enduro motorlardan sıkıldığım ve fantezi aradığım bir dönem sahip olmuştum. Lakin çok sevmiştim. Öyle ki sattıktan 7 ay sonra gidip tekrar sattığım kişiden geri alacak kadar. İki kere sahip olduğum tek motor.

Ben nasıl tanıştım

Yıl 2005 sonu kış ayları. 1,5 senedir kullanmakta olduğum Aprilia Pegaso’dan çok memnun olmama rağmen kaşıntılar başlamıştı vedaha farklı bir motor denemek için bahaneler üretip duruyordum. Daha iyi frenler, daha fazla performans bla bla.. Her zaman ki gibi hızlı davranmayıp denemeler incelemeler yapıyordum. Capanord, KLV1000, Fazer, Z750S. Tam turuncu bir KLV1000’e kaparo vermeye 1 gün kala, bir cuma akşam üzeri arkadaşımdan  bir ilan linki geldi. İlan yeni devreye girmişti, fotoğrafı yoktu, R1150R ilanıydı ama renk seçeneği yeşildi! R1150R dede motoru gibi bir tasarıma sahipti, asla almazdım ama yeşil olan R1150R Rockster’dı. Neyse hemen gittim, otoparkta görünce büyülendim ve hemen aldım 😀 40k km kadar da güle güle kullandım.

 

BMW’den özel bir seri

2001 – 2005 yılları arasında üretilen R1150R klasik bir çıplak motordu. 2003-2004 yılladında ise 2000 adet Rockster versiyonu üretildi. Bu versiyon standart R versiyonundan farklılıklar gösteriyordu. Motor bloğu, şanzımanı, şasisi deposu aynıydı. Renkleri, düz gidonu, önde carbon çamurluğu, 1100S’ten gelme göstergeleri, GS’ten devşirme farları ve siyah motor bloğu, şaftı. Üç renk olarak üretilen bu motor mat siyah-yeşil , mat siyah-bakır ve mat siyah-beyaz renklerdeydi. Beyaz versiyonu aynı zamanda 80. versiyonuydu.

Nefis viraj kabiliyeti, inanılmaz frenler

Şasi ve süspansiyon

Boxer bloğuna sahip diğer motorlarda da olduğu gibi main frame’in (ana şasi) motor bloğu olduğu ve geri karalanın boru şasi olup bloğun üzerinden geçirildiği bir şasi tipine sahipti. Swingarm bloğa bağlı şaft kovanı, ön takımın bağlı olduğu telelever gene bloğa bağlıydı. Bu şasiyi kullanan tüm BMW modelleri esnek şasilere sahiptirler. Hatta çok esnek. Bu sportif bir sürüşte asla istenmeyecek bir durumdur. Lakin bu motor düşük travel mesafesi (ön120mm, arka 135mm), kısa ve alçak yapısı sayesinde nispeten daha keyifliydi. Tabi esnek şasi düşük travela rağmen konfor sağlıyordu. Amortisörleri ön ve arkada mono shock ve compression ayarlarına sahipti. Arka ön yükleme ayarı hidrolik ve kolay ulaşılabilir bir noktadaydı. Hem telelever, hem paralever hemde mono shock lar sayesinde maşallah yerden hiç bi geribildirim alamıyordunuz. Ama konforluydu 🙂 Teleleverin kazandırdığı kaster açısı ve düşük ağırlık merkezi Rockster’ı tam bir viraj makinesi yapıyordu ve bu kısım en ciddi özelliğiydi.

Motor ve şanzıman

Motor bloğu krankta 84hp güç, 94nm tork üreten hava-yağ soğutmalı, enjeksiyonlu, dönemin GS serilerinde de kullanılan bloğun ta kendisiydi. Alt devirler kamyon gibi güçlü, orta devirler iyi, üst devirler nanay. 7500rpm de redline a giren motor 6000rpm de ıkınmaya başlar. Sesi yaban domuzu homurtusu gibi çıkan motorun standart egsoz sesi gayet iyidir. Ben katalitik convertörü iptal edip (Y-pipe takarak) bu motor için özel üretilmiş Remus egzoslar ile sesi bir şölene dönüştürmüştüm. Vites kutusu da kamyon gibi olan motorun vites aralıkları ve miss olmaması iyiydi fakat kütür kütür geçerdi. Kuru kavramaya sahip debriyajı ise kocaman pompalı hidrolik debriyajla oldukça makul sertlikteydi. Aktarma sistemi cardan şaft ile olması bakımsızlık adına güzeldi ama hafif bozuk yolda sürekli şaft boşluğu sesi yapardı, arka tekerlekten gelen geri bildirimleri ve tabi beygirleri yer bitirirdi.

Genel işçilik ve komponent kalitesi

Bu markada bu konu hep iyi taraftadır. Bu motorda da aynı şekildeydi. En ufak detayına kadar muazzam bir alman işçiliği hakimdi. Şasi karenajı arasında ki aşınma önleyici asestatlardan tutun, standart olarak avadanlıkta yer alan lastik tamir kitine kadar herşey 1. sınıftı. Standart 2 kademeli elcik ısıtma olan motorda benzin ve hararet göstergesi malesef yoktu. Ön çamurluğu ince bir karbondan yapılmıştı. Bu carbon özellikle de o yıllarda çok özel duruyordu ama çok dayanıksız ve feci pahalıydı. Ben zarar gördüğü için iki kere değiştirmek durumunda kaldım. Frenleri Tokico ya yaptırılmış 4 piston kaliperli ve servo master silindir ile çalışan yapıdaydı. Servo derken BMW’nin bir dönem kullanıp sonra bıraktığı elektrik destekli frenler. Fren gücü halen günümüz modern motorlarıyla kapışabilecek niteliktedir.

Konfor

Bunun bir çıplak motor olduğunu unutmadan belirtmek isterim ki gayet konforlu bir motordu. Ön farın üzerinde yer alan önden bakıldığında üçgen formdaki renkli kapak göğsünüze kadar gelen rüzgarları engelliyordu. İki parçalı etli sele hem motora tutunma ihtiyacınızı azaltıyor hemde konfor sağlıyordu. Lakin peg pozisyonu sebebiyle uzun yolculuklarda benim popomu hep acırmıştır. Gidonu genişti ama motor bloğunun da verdiği uzunlukluk dezavantajı sebebiyle ileride kalmaktaydı. Benim gibi uzun boylu olmayanlar için maalesef yönlendirmesi (özellikle düşük süratlerde) zor bir motordu. Deposu sebebiyle de didon turu azdı. Genel olarak şehir içinde kullanması yorucu bir motordu.

Sürüş hissi

Büyük bir Ducati Monster kullanıyormuş gibi hissettiriyordu. Çok özel tasarımı her yerde dikkat çekiyor ve ilgi odağı oluyordu. Süper gitmiyordu ama her ne olursa olsun durabiliyordu. Güven hissi oldukça yüksekti. Ve tabi viraj yeteneği o dönemler için eşsizdi.Hala severimBu çok özel motoru çok sevmiştim. Uzun bir süre kullandıktan sonra satmış, bir süre asfaltta motor kullanmayı bırakmıştım. Ve tekrar asfaltta kullanmak için motosiklet almak istediğimde eski motorumun ilanını görüp hemen geri almıştım. Kronik sorunu yoktur, bakımı kolaydır.

 

Eksileri

  • Servo frenleri çok etkilidir ama progressive değildir. Olmadık yerde ABS devreye girer ve heyecan yaşatır.
  • Performanslı görünür ama değildir.
  • Hızlı gitmek isterseniz ciddi tüketir.
  • Hararet göstergesi yoktur ve motor hava-yağ soğutmalıdır. Yazın şehiriçi trafiklerde çok dikkatli olmak gerekir.
  • Kuru debriyajı progressive kavramaz.
  • Devir sevmeyen motorun gaz tepkisi yavaştır. Gaz kolunu çevirip bakkala ekmek almaya gidebilirsiniz.
  • Gidon üzerinde bulunan kontrol düğmelerinin yerleşimi eski BMW stilinde olup kullanması çok zordur.
  • Gidon turu azdır ve düşük süratlerde olduğundan ağır hissettirir.
  • Yağ eksiltir.
  • Yolcu pegleri çok titreşir.
  • Arka görüşü zayıftır. Mickey Mouse kulağı şeklinde aynaları bit kadardır ve kollardan da yarısı kapanır.
  • Pegleri çabuk sürter.

1.16 K